29 Eylül 2010 Çarşamba

GALİP ERDEM "KENAN EVREN'E AÇIK MEKTUP"


12 Eylül
Kenan Evren’e Açık Mektup
.
Galip Erdem
.
Ocak Yayınları
Ankara, 2001
.
1980 ihtilalının getirdiği en büyük yükleri bir iman aşkıyla üzerinde taşıyan Galip Erdem’in yargılamalar esnasında üzerine giyindiği avukatlık gömleğinden önce devlet başbakanlık müşaviri sıfatıyla Kenan Evren ve milli güvenlik konseyi üyelerine hitaben kaleme aldığı satırlar, 1980 yılına kadar yaşananların profesyonelce tahlil edildiği ve yaşadığımız günleri başarılı bir tetkikle tespit edebilmesi bakımında çok kıymetlidir.
Eseri içerisinde yer alan iki bölümden sunacağım örnekler, günümüzde yaşanan sıkıntıların kökenlerine inilebilmesi açısından bize ispatlar sunacaktır. Bunlardan ilki günümüzde demokratik açılım süreci ile gündemin ilk maddesi haline gelen sorunun tespitidir:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin, farklı etnik zümrelerin varlığını reddetmesi elbette sürpriz değildir. Atatürk’ü öncülük ettiği çağdaş millet ve milliyetçilik anlayışı böyle gerektiriyordu Zira, etnik zümre aslında millet demektir. Irk, antropolojik zümredir. Ülkemizde ayrı etnik zümrelerin varlığını kabul etmek, bir bakıma, ayrı milletlerin mevcudiyetini ifade etmek manasına gelir. Ayrıca ve daha önemlisi, ayrı bir etnik zümrenin varlığını kabul ettikten sonra, çağımız dünyasında ve hele demokratik bir rejimde, o etnik zümreye nerede duracağı bilinmeyen bazı haklar vermemek mümkün değildir.”
İkinci önemli tespiti ile de Türk milliyetçiliği fikriyatının yaklaşık 30 yıldır yaşadığı problemin kökenine ışık tutmaktadır:
“MHP’liler ve ülkücüler, eğer öyle olması gerektiğinin faydasına inanılıyorsa, yargılansınlar, cezalandırılsınlar. Ama, lütfen, devleti yıkmağa çalışmakla, milleti sevmemekle, vatanı bölmekle suçlanmasınlar. Dileğim yaşayanlar hesabına değil, “Bir gül bahçesine girercesine şu toprağa giren” binlerce şehit adınadır, ruhlarının huzuru içindir. Onlar, neden, kimin uğrunda ve hangi değerleri yaşatmak için öldüklerini biliyorlardı. İnanıyorum ki, bugün olmazsa yarın, millet de bilecektir, tarih de bilecektir. İstiyorum ki, siz de bilesiniz ve başkalarına öncülük edesiniz.”
Tarihin sararmış yaprakları arasındaki bu satırlar, insanın bilgisizliğinin çağın eseri değil, bir ruh hareketinin ihdasıyla yenilebileceğini ifade etmektedir.
.

0 yorum: