23 Eylül 2010 Perşembe

SEVGİ ÜZERİNE NOTLAR III

Bugün Nazım’ın kelimeleri ile “… sende artık herke gibisin …” oyununu oynamaya çalıştım, başarı ümidini derunumda bir an bile beslemeyerek. Herkes gibi olmanı istemek cesareti nasıl peyda oldu bu gönlüme acaba, belki bana batırdığın çuvaldıza karşı bir iğneleme arayışıydı benimki. Oysa kendimin bile güleceği bir sahnede acemi bir figüranı canlandıran ben, bir yunan tanrıçasının ebedi güzelliği karşısında bir meczuptum adeta.

Hayalinle kelimeleri yazarken bile titreyen ellerim, açılmayan gönül kapının önünde bilinmez bir anahtarla duruyor. Ömrünün son nefesinde bilinmezliklere doğru uzanan eller gibi titriyor, bilinmezlikler içinde korkunun tüm hallerini hissediyorum. Işığının ulaşılmaz sınırlarında, karanlıklara bürünüyorum koca âlem. Ellerim neredeydi, ya anahtar?

Oysa binlerce kelam dökülmek isterdi dudaklarımdan, sarmak isterdim sevginin binlerce haliyle. Yokluğum anlamsızlaşırken, birkaç kelime duydu kulaklarım. Cennet pınarlarının sesiydi beni kendine çağıran. Ne diyeceğimin git gelleri arasında kaçmak istedim, yok olmanın bile bir cesaret olduğunu hissederek anlamsız kelimeler savurdum diyardan diyara. Senden başkası yokluk iken, kendim var mıydım? Binlerce damla dökmek isteyen kara bulutların altında silikleşti bütün kâinat. Her damla sana kendimi anlatacaktı oysa, ama sevgi tohumların ekilemeyeceği taş üzerine akan her ilahi nur gözlerimin pınarlarından akan kanlı yaşa dönüşecekti.

Kaçtım bilmeyerek, bilmek istemeyerek. Bir ameliyat sonrası morfinin etkisinin geçmesiyle başlayan acıların verdiği dayanılmaz ızdırabtan kaçmak için bedenini parçalamaya azmeden bir hasta gibi. Attığım her adımın hayalinde, ayaklarımı bıraktım; seni görmediği her anda, kör olan gözlerimi bıraktım; saçlarına değen her esintisinin değdiği ellerimi bıraktım; ve varlığından başka yokluktan gayrisini hissetmiyorken, aklımı bıraktım. Sevda kuşlarının ağzında her bir parçam bir yüce gönül dağına, senin kokunun bıraktığı izin peşinde saadetle koşarken; kalbimden yükselen adının haykırışıyla hepsi geri döndü sensizliğin azap âlemine.

Yokluğunun acısı ile faniliğe geri dönerken, elimde hayallerle tuttuğum gönül anahtarını bırakmıştım sana; sarmalandığım görünmez binlerce sevgi prangasının ebedi sahibine…

0 yorum: