30 Aralık 2010 Perşembe

AKİL ABBAS "DOLU"


Dolu
.
Akil Abbas
.
Bengü Yayınları
Tür : Roman
Ankara, 2009
.
Bu topraklarda neden hep hüzünlü türküler söylenir? Neden neşeli türkülerimizin altında bile inceden inceye bir hüzün saklanır? Neden, neden…
Bu sorular günlerdir aklımın bir köşesinden diğerine misafirlik ediyor. Merakım anlama kaygısını beraberinde taşıyor. İnsanı anlamak kaygısı baş kaldırıyor bu durumda. İnsan sadece bir madde midir, yoksa tarihin yetiştirdiği çevrenin büyüttüğü bir çiçek mi? Aslında kaktüs de bir çiçek, sarmaşık da ve bunların arasında çiçekliğe en çok yakıştırdığımız gül, karanfil, papatya da.
Evet karanfil, ağla karanfil….
Hocalı’nın ardından, karanfilde gizlenen isyan ve üzüntü. Akil Abbas, “Dolu”sunda bu üzüntüyü anlatıyor. Alim Ksımov’u, Raşid Behbudov’u veya Nezaket Teymurova’yı dinlerken türkülerle, mahnilerle içimize dolan üzüntünün son dönem kaynaklarından birini açık yüreklilikle aktarıyor. Bazen içinde yaşadığı toplumu eleştiriyor, düşmandan öte dost maskesinin altındaki düşmanları. Bazen vurgun vurmuş genç oluyor, sevgilisinin yanına koşar gibi ölümün kucağına koşuyor.
Köşe buçak saklanan bu mezalimi yazma cesareti ve üslubundaki açıklık yazarı eleştirme tavrına gem vuruyor. Karabağ özelinde Azeri Türkleri ile Ermenilerin yaşadıkları daha nice esere konuk olmasını sağlayacak başucu eserlerden birisi olacağına inandığım “Dolu”, Türk okuyucusuna yakın tarihi anlatacak değerli bir eser.
Türkülerimize gelirsek, bu toprakların insanları Viyana’dan bu yana kaybediyor. Balkanlar elden çıkarken milyonlarca insan zulüm gördü, ya Arabistan’dan atılma hikâyemiz, Çanakkale’de Osmanlı’nın yetiştirdiği son kalifiye neslin kayboluşu, Kırım’ın Rusların ayaklarının altında çiğnenmesi, … Kelimelere dökersek sayfalar dolusu tutacak yenilgiler. Bu kadar mağlubiyet içerisinde hala yüzümüzün güldüğüne şaşırmak gerek. Türkülerimizdeki hüznü, Karabağ’la tarih sahnesine son halkası eklenen geri çekilişimizde aramalıyız.

0 yorum: