20 Aralık 2010 Pazartesi

HÜSEYİN ÖZBAY "KELİMELER KUŞATMASI"


Kelimeler Kuşatması
.
Hüseyin Özbay
.
Berikan Yayınevi
Tür : Deneme
Ankara, 2009
.
Yaşamın kuşatmasını kelimelerle tasvir etmenin ve bazen isyana yeltenmenin beyaz kâğıda düşmüş hali bu eser. Bu kuşatmaya karşı dururken yazar kalemini, maharetli bir savaşçının elinde ustaca hareket eden silah gibi kullanıyor. Dünyanın sıradanlığına ve insanın acziyetine karşı giriştiği bu destansı savaşta, zamanın parçalanan bölümlerinde yanına sırasıyla Cemil Meriç’i, Alev Alatlı’yı, Anatole France’ı, Ferid Muhiç’i, L. Wintgenstain’ı veya İlhan Berk’i alıyor.
Dört ana bölümden oluşan eserde bir bölümden diğerine geçiş, mamur bir dil köşkü içerisinde yaldızlı bir odadan muhteşem süslenmiş bir başka odaya geçişi andırıyor. Her bir oda dünya bilgisi ile metafiziğin birleştiği sineztezik bir halle çırpınan kelimelerle döşenmiş halde. Hangisine nazar etsek bir bilinmez soruya götürüyor ve cevabını bulmak için diğer kelimelere koşturuyor aklı.
Anarşizm ve isyan üzerine yazdığı satırlar hepimizin dilinin ucuna gelip de söyleyemediği serzenişin kelimelere bürünmüş hali: “Artık zorunlu da olsa yalan ve ikiyüzlülüğe kılıf uyduracak gücüm yok. Zorunlu da olsa yalan ve ikiyüzlülükten kendimi çekip kurtaracak bir yol da bulamıyorum artık. Gelmek istesem gelemiyorum, gitmek istesem gidemiyorum. İnsanların nereden ve niçin anarşizme kaydıklarını şimdi iyi anlıyorum. İnsanların neden inzivaya çekildiklerini de…”
Ala Too dağlarından esen rüzgâr yazarın sesini Bişkek sokaklarında üzerine alarak buraya kadar getirirken, Üsküp özelinde balkanlar sayfalarda Ferid Muhiç’in ifadeleri ile anlam buluyor.
Yazarın sürüklenişimiz özelinde bıraktıkları ile bu kıymetli eserin tanıtımını bitirelim: “Başıma vuran bir deli rüzgârın beni sürüklediği yerde etrafımdaki insanlarına kim olduklarına bakarım; rüzgarın götürdüğü yere değil. Zaten hep sürüklenmedik mi? Çer çöp gibi akıp pis bir gölette toplaşmak da var.”

0 yorum: