.
Güzele Bakan Karınca
Güzele Bakan Karınca
.
Sevinç Çokum
.
Ötüken Neşriyat
Tür : Deneme
İstanbul, 1997
.
Değerli roman ve hikâye yazarımız Sevinç Çokum’un 1990’lı yıllarda Türkiye gazetesinde haftalık olarak neşrettiği yazıların toplanması ile oluşan eser, geçmişten günümüze bu ülkeyi tanımaya çalışan bir aydının kıymetli denemelerinden oluşmaktadır.
Fuzuli’den Sezai Karakoç’a, Evliya Çelebi’den Ali Akbaş’a kültürümüzün dünden bugüne oluşmasında ve zenginleşmesinde emekleri birçok yazar ve düşünürün görüşlerinin harmanlandığını denemeler, “Düşünmek”, “Güzele Bakan Karınca” ve “Kim Bizi İyilikle Anarsa” başlıkları altında üç ana kısımdan oluşmaktadır.
Birkaç yüzyıldan bugüne gittikçe derinliğini kaybeden kültürümüz üzerine siyasi bir kaygı güdülmeden eleştiriler yapılmakta ve bizi oluşturan değerlerin üzerine örnekler verilmektedir. Büyük şehirlerde gittikçe kaybolan ve çürüyen kültürün aslını Anadolu’nun mümkün olduğunda el değmemiş sahralarında arayan yazar, yerel kelime kullanımı ve dil üzerinde değerli tespitlerde bulunmuştur.
İnsanlarımızın anlamını bile unutmaya başladığı irfan kelimesi üzerinden arif gönüllerin anlatıldığı eserin, genç nesiller tarafından dikkatle okunarak incelenmesi gerekmektedir. “İrfan Sahipleri” denemesinin başlangıcında yer alan Semiha Ayverdi’nin irfan tarifini: “Bir milletin iman ve tarih yayığında asırlar boyu döve işleye meydana getirdiği deruni zarafet, incelik, medeniyetin parlak terkibi…” kelimeleri ile okuyucusuna aktaran yazar, bu zarafet ve inceliğe sahip nesillerin yetişme özlemini yazılarında aktarmaktadır. Bu hassasiyetlere sahip insanların yaşayışlarını tasvir ettiği ve Galip Erdem’in “Ülkücünün Çilesi” denemesine adeta nazire eden ifadelerinin, eseri yeni okuyuculara yeterince tanıtacağı inancındayım:
“… Duyan insanlar ‘sümbülleri perişan, gülleri kan ağlayan’ bahçenin ayakta kalmış üç beş dalıdır bu zamanlarda. Onları yüzlerinden seçersiniz. Onları kalabalıklar önünde değil, bir kıyısında durmalarından seçersiniz, onları az konuşan halleriyle seçersiniz. Onlar anlaşılmamanın baştan sona kaderleri olacağını bilirler. Onlar geceyken gündüz gibi ışırlar, gündüzken sır olurlar…” (s. 71)

0 yorum:
Yorum Gönder