Beni, siz öldürdünüz… Konuşacağımdan korkarsanız endişe etmeyin tek bir kelime söylemeye gücüm yok. Hiçbir savcı suçlarınızı yüzlerinize okumayacak. Hâkimin önünde yalvaran gözlerle akıbetinizi beklemeyeceksiniz. Ama bu, gerçeği değiştirmez. Beni, siz öldürdünüz…
Şahit bulamam davamın haklılığına, gerçekleri söylesem hiç kimse inanmaz. Belki sevgi peşinden koşarken koparılan yapraklarının acısıyla bir papatya üzülür hâlime. Veya kış boyunca karlar altında saklanan ve baharın ilk ışıkları ile yeryüzüne “Merhaba…” diyen kardeleni koparan rüzgâr fısıldar suçumu. Sonbaharda açılan en son gülün dökülen kar taneleri ile boynunu bükerken, beyaz yorganın altından yalvarışıdır söyleyeceklerim.
Mutlusunuzdur…
Çünkü mutlu olmak için yaratılmışsınızdır. Bir arı gibi her çiçeğe koşturabileceğinize inanırsınız. Ardınız sıra erguvan, kasımpatı, zambak ve iğde kokularını bırakırsınız. Ve yıkılmış hayalleri ile temellerinden sarsılan sarı boyalı evi gözyaşlarına acımadan terk edersiniz.
Mutlusunuzdur…
Çevrenizde aileniz, sizi seven ve zamanın devinimi ile sürekli değişen eğlenceli arkadaşlarınız vardır. Hüzünle yaşamak anlamsızdır size göre. Çünkü hüznü hissedecek kadar hiçbir sevginizin arkasında durmamışsınızdır. Bu ağır bir itham oldu herhalde. Tamam, tamam susuyorum. Siz mutlusunuz…
Kimseye anlatmam hüznümü, anlatarak mutlu anlarınızı zehirlemek istemem…
Bir gelincik gibiydim, keşke ömrümü özgürce yaşamama izin verseydiniz. Ama buna göz yumamayacak kadar bencilsiniz, doymak bilmeyen iştahınızla özgürlüğün ve yalnızlığın saflığını da çaldınız…
Tebrik ederim, siz mutlu yaşamayı hak ediyorsunuz!
Eski sarı bir evin yıkık duvarları arasında, sararmış saman yaprakların hapsinde boynumu bükerek ölüyorum. Kanım kitabın kapağından sızıyor ve geriye hikâyemi bırakıyor.
"Beni, siz öldürdünüz…”
Hıdır Düzkaya
2 yorum:
Aşkla hüzün arasında ki ilişkiyi yaşamayan ne bilsin, yüreğine sağlık.
Teşekkür ederim İlkerciğim, yorum yazma nezaketin yeni kelimeler yazma cesaretine dönüşüyor, Allah senden razı olsun...
Yorum Gönder